+ Konuyu Cevapla
Toplam 2 Sayfadan 1. Sayfa 1 2 SonuncuSonuncu
Toplam 12 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Türkiye'de İç ve Dış Göçlerin Nedenleri

  1. #1
    Administrator exodos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    528

    Standart Türkiye'de İç ve Dış Göçlerin Nedenleri

    TÜRKİYE’DE İÇ VE DIŞ GÖÇLER

    GÖÇ KAVRAMI

    Göç, kişinin, yeni koşullara daha iyi uyum sağlayabilmek amacıyla ya da doğal, ekonomik, siyasal v.b. zorunluluklar sonucunda, yaşadığı toplumu değiştirmesi olayına verilen genel addır Göç olayının temelinde bulunan ana faktör, insanların geçimlerini sağlamak için daha uygun yerlere gitmek ve burada iş bulmak, çeşitli imkanlardan faydalanmak ve yerleşmektir. Bir başka ifadeyle göç, bir idari sınırı geçerek oturma yerini devamlı ya da uzun süreli olarak değiştirme olayını ifade etmektedir. Ya da göç kişilerin gelecek yaşantılarının ya bir bölümünü yada tamamını geçirmek üzere bir yerleşim biriminden diğerine yerleşmek amacıyla yapmış oldukları coğrafi nitelikli yer değiştirme olayıdır. Veya, göç, insanın içinde yaşadığı bir coğrafi ve sosyo-kültürel çevreden ayrılarak başka bir coğrafi ve sosyo-kültürel çevreye girmesidir.
    Göç olgusunu incelerken karşılaşılan en önemli güçlüklerden birisi de türlerini ayırt etmektir. Göçler, mesafeye, olayın gerçekleştiği yerlere ve sürekliliğine göre ele alınabileceği gibi , göç olayına yol açan nedenlere göre de ayırt edilebilirler. Ayrıca, göçler arasında önemli bir ayırım da göçlerin isteğe bağlı ve zoraki göçlerdir (Afrikalıların köle olarak Amerika’ya götürülmesi). Diğer taraftan, göçleri, insanların başka taşınma ya da yer değiştirme hareketlerinden ayırt etmek için , devamlı veya geçici olarak yapılan ayırıma da rastlanmaktadır. Geçici olarak yapılan göçe en iyi örnekler; göçebeler, mevsimlik tarımsal işçiler veya yazlık evlere giden yazlıkçılar verilebilir.

    Yukarıdaki açıklamalardan sonra sosyo-ekonomik açıdan iç ve dış göç olmak üzere, göçü ikiye ayırabiliriz:

    1. İç göç: Bir ülke sınırları içersinde, bireyin, bir yıldan az olmamak kaydıyla, yaşadığı ortamı değiştirmesine iç göç denilmektedir.

    2. Dış Göç: birey ülke sınırlarının dışında her hangi bir ülkeye yaşadığı ortamı değiştirmek amacıyla gidiyorsa, bu durumda dış göç söz konusu olmaktadır.

    Göçün Nedenleri

    İnsanların doğdukları toprakları bırakıp yeni yerlere göç etmesinin temelinde yatan çok sayıda neden vardır. Genellikle bu nedenleri; Nüfus Problemleri, Ekonomik Problemler, Çevre Şartlarındaki Bozulmalar, Siyasi Problemler ve Savaşlar olarak sıralaya biliriz. Bu nedenlerin en önemlileri ekonomik ve siyasi problemlerdir. Gelir dağılımındaki dengesizlikler, işsizlik ve yoksulluk gibi ekonomik nedenlerle çok sayıda kişi yaşadığı alanları devamlı olarak terk etmektedir. Keza siyasi problemlerde insanların göç etmesinde önemli olmuştur. 1989 yılında, Bulgaristan’dan göç etmek durumunda kalan Türkler bunun yakın tarihimizdeki en iyi örneğidir. Yada 1947 yılında ayrılan Pakistan ve Hindistan devletleri arasında karşılıklı kitlesel göç de Türkiye dışından bir örnek olarak verilebilir. Bu göçle Müslümanlar Pakistan’a Hindular ise Hindistan’a göç ederek çok büyük nüfus hareketlerine neden olmuşlardır. Askeri çatışma ve savaşlar kitlesel göçlerin oluşmasına neden olmuştur. 1980 yılında Rusya’nın Afganistan’ı işgal etmesi ve 1992 yılında Yugoslavya’da ortaya çıkan çatışmalar çok sayıda insanın göç etmesine neden olmuştur. Çevre şartlarındaki bozulmalar da göçün nedenlerindendir. İklim değişmeleri, erozyon, su baskınları, deprem ve volkanik patlamalar gibi doğal olaylar insanların göç etmelerine neden olmuştur. 17 Ağustos 1999 Marmara depreminden sonra çok sayıda kişi bölgeyi devamlı olarak terk etmiştir. Yada 1986’da meydana gelen Çernobil Nükleer faciasından sonra bölgeden çok sayıda insan göç etmiştir.
    Savaşlar, insan hakları ihlalleri, kötü ekonomi politikaları ve yönetimler, hızlı nüfus artışı ve doğal kaynakların yok edilmesi göçe neden olan şartları meydana getirmektedir. Yani göçün aslında, Dünya sorunlarıdır [8]. Göçle birlikte kültür, gelenek, görenek ve yaşam biçimleri de hareket etmektedir. Böylece göç edilen yerdeki sosyo-kültürel yapı getirilen sosyo-kültürel yapıyla genişlemektedir.
    Bireylerin göç kararlarının temelinde, göçün nedenlerini içeren, itici ve çekici faktörler vardı
    Türkiye ve dışgöç ilişkisi iki ayrı alt başlıkta incelenebilir; Türkiye’ye göç ve Türkiye’den göç.
    .

  2. #2
    Administrator exodos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    528

    Standart

    a)Türkiye’den Göç

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yılları, “büyük mübadele” olarak bilinen büyük bir göç hareketine de tanık olmuştur. Lozan Antlaşması temelinde, Yunanistan’da yaşayan Müslümanların Türkiye’ye göçüne karşılık bir milyon Yunan kökenli Ortodoks Türkiye’yi terk etmek zorunda kalmıştır. Bu göç 1923 sonundan 1925 başına kadar sürmüştür.
    1960’lı yıllara kadar Türkiye’den yurt dışına yönelen göç, ağırlıklı olarak gayrimüslimleri içermektedir. Bu göç, ekonomik bir göç olmaktan çok siyasi ve kültürel nedenlerden kaynaklanan bir nüfus hareketidir. Bu dönemde, binlerce gayrimüslimin bazen kişisel girişimleri bazen de küçük gruplar halinde ülkeden ayrıldıkları bilinmektedir. Örneğin, 1935 yılında Yunanca konuşan 10 bin Türk vatandaşının ayrılması gibi. Bu arada, 1940’lı yılların başında çıkarılan Varlık Dergisi’nin gayrimüslimlerin göçünü hızlandırdığı da bir gerçektir. Öte yandan İsrail Devleti’nin kuruluşunun getirdiği çekicilik ile 1948 ve 1952 yılları arasında yaklaşık 35 bin Musevi Türkiye’den İsrail’e göç etmiştir. Türkiye, 1960’ların başından sonra da, dünyanın birçok ülkesine yönelen çok büyük sayıdaki göçün kaynağı olmuştur. Son 35-40 yıllık Türkiye dış göç tarihi bu göç hareketine iki temel dönemin varlığını gösterir. 1960 başları ve 1970 sonları arasında “işçi göçü dönemi” ve 1970 sonlarında bu yana “işçi göçü sonrası dönem”.
    1961 Anayasası’nın yürürlüğe girmesinden sonra, Türkiye’deki ilk beş yıllık(1962-1967) kalkınma planı, göçü yani işgücü ihracatını, işsizliği azaltma ve işçi dövizi akışı sağlama bağlamında gelişme politikalarından birisi olarak değerlendirildi. Türkiye bu politikayı gerçekleştirmek için Almanya ile 1961’de göç anlaşması imzaladı. Hükümetler arasında benzer anlaşmalar göçün temel koşulları, iş ve ücret konularını da içerecek şekilde Avusturya, Hollanda ve Belçika ile 1964’te, Fransa ile 1965’te, İsveç ve Avustralya ile 1967’de imzalandı. Özet olarak Türk işçilerinin Batı Avrupa ülkelerine göçü 1960’larda başlamış, 1960’ların ortalarında hızlanmış, 1960’ların sonunda ve 1970’lerin başında oldukça yaygınlaşmış ve 1970’lerde petrol bulanımı ve onu izleyen ekonomik dar boğaz döneminde Federal Almanya’nın işçi alımını durdurmasıyla en azından yasal planda çok yavaşlamıştır. Bu göç hareketi, 1970’lerin sonu ve özellikle 1980’lerin başında aile birleşimi ve evlilik göçü şeklini alarak devam etmiştir. Bu göçler 1980’de sadece Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan Türk nüfusunun 1,7 milyona ulaşmasına neden olmuş; 1985’te bu nüfus 2 milyona; 1990’da 2,3 milyona yükselmiştir. 1995’te söz konusu nüfus resmi kaynaklara göre 3 milyon kişidir.
    Son 15-20 yılda, Türkiye dikkate değer bir ekonomik, sosyal, politik ve demografik değişik yaşadı. Bu değişik yalnızca Türkiye’den devam eden göç akışının temel nedenlerini belirlemekte, aynı zamanda son göçlerin arkasında yatan dinamiğe de işaret etmektedir. 1980’ler ve 1990’larda Türkiye’de bazı önemli ekonomik ve sosyal gelişmeler olmasına karşın, Türkiye gelişmekte olan bir ülke olarak, yüksek göç potansiyeli ile uluslar arası göç pazarında önemli bir yere sahipti. Örneğin 1993 Dünta Bankası istatistiklerinde, 1990’ların başında Türkiye’de kişi başına düşen gayri safi milli hasıla 1,780 dolar iken, Türkiye’den binlerce göçmen alan Almanya’nın ise 1,4 tür. Türkiye’de doğumda beklenilen ortalama yaşam süresi 67 iken, Almanya’da 76’dır. Türkiye’de ortaokula yazılma oranı 54 iken, Almanya’da 97’dir. Türkiye’nin şehir nüfusu toplam nüfusun %63’ü iken, Almanya’da %90’dır. Bu gibi rakamlar Türkiye’den kaynaklanan dışgöçün dinamiklerini açıklamada belirleyici olmasalar da, göç alan ve göç veren ülkeler arasında devam eden ekonomik ve demografik dengesizliklerin göç dalgalarına olası etkilerini ima etmektedir.
    1980-1995 yılları arasında yaklaşık 350 bin kişi siyasi sığınma yolunu kullanarak Türkiye’den Batı Avrupa’ya gitti. Özellikle 1980’lerin sonları ve 1990’ların başlarında siyasi nedenlerle göç etmeye çalışanların sayısı arttı. 1983-85 arasında Batı Avrupa’da iltica başvurusu yapan Türk vatandaşlarının yıllık ortalaması 11 binden 1989-1991 arasında 47 bine yükseldi. Son dönemlerdeki verilen iltica başvurularında hayli düşüş olmasına rağmen, 1990’ların ortalarında yıllık rakamın 37 bin civarında olduğunu gösteriyor.

    b)Türkiye’ye Göç

    Türkiye’ye göçün tarihini Cumhuriyet öncesine dek uzatmak mümkündür. Bilindiği gibi yüzyıl dönümünde yaşayan “93 Harbi”, Balkan Savaşları ve arkasından gelen Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı egemenliğindeki topraklarda yaşayan insanların-özellikle Balkanlarda ve Anadolu’da hayatlarını önemli ölçüde etkiledi. Bu üç savaş sırasında yüzbinlerce kişi Balkanlar’dan Anadolu’ya göç etmiştir.

    Türkiye’ye göçün birinci dönemini “ulusal inşa” dönemi olarak adlandırmak pek yanlış olmaz. Çünkü bu dönemde karşımıza çıkan en temel göç görüntüsü, savaş sonunda Cumhuriyet Türkiye’si sınırları dışında kalmış Osmanlı topraklarında yaşayan Müslüman ve çoğunlukla Türk kökenli insanların, milli iradeye dayanan yeni “anayurd” göçleridir. Bu göçlerin temel nedeni siyasal, dinsel ve kültürel nedenli çatışmalar ve anlşamazlıklar olmuştur.

    1945’ten 1980’lere dek uzatabileceğimiz 2.dönem daha çok Bulgaristan’dan göç ile belirlendi. Önce 1950-1951 ve daha sonra 1969-1978 arasında olmak üzere, iki parti göç yaşandı ve yaklaşık 270 bin kişi Bulgaristan’dan ülkeye giriş yaptı. 1950 yılı Türkiye’ye göç açısından .

  3. #3
    Administrator exodos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    528

    Standart

    NÜFUS HAREKETLERİ (GÖÇLER)

    İnsanların, doğdukları yerden başka yerlere geçici ya da sürekli olmak üzere taşınmasına göç denir.

    A. İÇ GÖÇLER

    Ülke içerisinde, nüfusun yer değiştirmesine iç göç denir. İç göçlerle bir ülkenin toplam nüfusunda değişme olmaz. Sadece, bölgelerin ve illerin nüfusunda artma ya da azalma meydana gelir.
    İç göçler, sürekli ve mevsimlik göçler olmak üzere ikiye ayrılır.

    1. Sürekli İç Göçler

    Ülke içerisinde yer değiştiren insanların, göç ettikleri yerlere yerleşmesiyle gerçekleşir. Türkiye’de, Cumhuriyetin başlangıcından günümüze kadar, özellikle kırsal alanlardan kentlere doğru hızlı bir göç olayı görülmektedir.

    İç göçün nedenleri

    • Kırsal alanlardaki hızlı nüfus artışı
    • Miras yoluyla tarım alanlarının daralması ve ailelerin geçimini karşılamaması
    • Tarım alanlarının yetersiz gelmesi ve erozyonun artmasıyla toprağın verimsiz hale gelmesi
    • Tarımda makineleşmenin artması ve buna bağlı olarak tarımsal işgücünün azalması
    • Kırsal kesimde iş imkanlarının sınırlı olması
    • Ekonomik istikrarsızlık ve sosyal problemler
    • Eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği
    • İklim ve yerşekillerinin olumsuz etkileri
    • Kentlerde sanayinin gelişmiş olmasından dolayı iş olanaklarının fazlalığı
    • Kentlerde eğitim ve sağlık hizmetlerinin yaygınlığı

    İç göç, özellikle Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerindeki illerde daha fazla olmaktadır.

    Yüksek oranda göç alan şehirlerin başlıcaları şunlardır:
    İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Şanlı Urfa, Antalya, Mersin, Konya, Samsun, Gazi Antep, Diyarbakır gibi illerdir. İç göç, ülkemizde özellikle sanayileşmiş merkezlere daha fazla olmaktadır

    İç göçlerin sonuçları

    • Ülke genelinde nüfusun dağılışında dengesizlik görülür.
    • Yatırımlar dengesiz dağılır.
    • Kırsal kesim yatırımlarında verimsizlik meydana gelir.
    • Düzensiz kentleşme görülür.
    • Sanayi tesisleri kent içinde kalır.
    • Kentlerde konut sıkıntısı çekilir.
    • Kent nüfusunda aşırı artış meydana gelir.
    • Alt yapı hizmetlerinde (yol, su, elektrik) yetersizlik görülür.
    • Kentlerde işsiz insanların oranı artar.

    İç göçü önlemek için,

    • Tarımda sulama olanaklarını artırmak
    • İntansif tarım metodunu geliştirmek,
    • Besi ve ahır hayvancılığını geliştirmek ve yaygınlaştırmak,
    • Kırsal kesimde eğitim ve sağlık hizmetlerini yaygınlaştırmak,
    • Tarım ve hayvancılığa bağlı sanayi kollarını kırsal alanlara yönlendirmek,
    • Kırsal kesimde küçük sanayi kollarını geliştirmek, vb. gereklidir.

    2. Mevsimlik İç Göçler

    Kırsal kesimdeki bazı ailelerin büyük şehirlere, tarımın yoğun olarak yapıldığı yerlere, yaz turizminin geliştiği yerlere bir müddet çalışmak üzere göç etmeleri ile gerçekleşir.
    Yaylaya çıkma olayı da mevsimlik göçler içerisinde yer alır. Mevsimlik göçlerle Adana, Mersin, Hatay, Aydın, Muğla, Antalya gibi merkezlerde, yaz ile kış mevsimleri arasındaki nüfus miktarlarında önemli değişmeler olmaktadır.

    B. DIŞ GÖÇLER

    Bir ülkeden diğer bir ülkeye yapılan göçlere dış göç denir.

    Dış göçlerin başlıca nedenleri

    • Ekonomik nedenlerle çalışmaya gidilmesi
    • Tabii afetler
    • Savaşlar
    • Etnik nedenler
    • Sınırların değişmesi
    • Uluslararası anlaşmalarla sağlanan nüfus değişimi

    Dış göçlerin sonuçları

    • Göç eden ülkede nüfus artar, göç veren ülkede ise azalır.
    • Ülkeler arasında ekonomik ilişkiler gelişir.
    • Ülkeler arası kültürel ilişkiler gelişir.

    Dış göçler ve Türkiye

    Ülkemize 1923 - 1989 yılları arasında çoğu Balkan ülkelerinden olmak üzere 2,2 milyon göç olmuştur. Bu sayı nüfusumuzun % 5'ini oluşturur.
    1950'den sonra, başta Almanya olmak üzere yurt dışına işçi gitmeye başlamıştır. Bugün Fransa, Belçika, Hollanda, İngiltere, İsveç, ABD, Avustralya, Libya, S. Arabistan, Kuveyt ve Orta Asya ülkelerinde işçilerimiz bulunmaktadır.

    Türkiye’den yurt dışına göç sonucunda;

    • Ülkemize giren işçi dövizi artmıştır.
    • Ülke turizminin gelişmesi sağlanmıştır.
    • Türk ticaretinin yaklaşık % 20 sine kaynak sağlanmıştır.
    • Artan nüfusun işsizlik sorununa kısmen çözüm bulunmuştur. .

  4. #4
    Administrator exodos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    528

    Standart

    YERLEŞME

    İnsanların, çok farklı türdeki konutlarda, yaşamlarını toplu ya da dağınık şekilde sürdürmelerine yerleşme denir.
    Yerleşmeyi etkileyen faktörler

    1. İklim

    Yerleşmeyi etkileyen en önemli faktördür. Dünya’da Orta kuşak karalarında iklim koşulları uygun olduğundan, nüfus fazla iken çöllerde, kutup bölgelerindede bataklıklarda ve yüksek dağlık alanlarda, iklim şartları uygun olmadığından, nüfus çok azdır. Yine, Ekvatoral bölgede 0 - 1000 m yükseltiler arasında, aşırı nemli ve bunaltıcı bir iklim etkili olduğundan, Amazon ile Kongo havzalarında da nüfus azdır.

    2. Yeryüzü şekilleri

    Dağlık, çok engebeli ve yüksek sahalar, yerleşmelerin kurulmasını ve gelişmesini önemli ölçüde engellemektedir. Buna karşılık düz ovalık alanlarda tarım, ulaşım, sanayi faaliyetleri daha çok geliştiğinden nüfus fazladır. Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde nüfus yoğunluğunun az, Marmara ve Ege bölgelerinde fazla olması buna örnektir.

    3. Toprak

    Verimsiz toprakların bulunduğu yerler, nüfusça tenha iken (Tuz Gölü çevresi), verimli toprakların bulunduğu yerler nüfusça zengindir. (Çukurova ve Ege ovaları gibi)

    4. Ekonomik Kaynaklar

    Ekonomik kaynakların fazla olduğu, sanayi, ticaret faaliyetlerinin yoğun olduğu, maden ve enerji kaynaklarının çok bulunduğu yerlerde nüfus yoğunluğu artmaktadır. Ülkemizde Marmara Bölgesi ile Zonguldak, Karabük, Ereğli, Batman gibi merkezlerin nüfusça yoğun olmaları ekonomik kaynakların çok olmasındandır. Ekonomik kaynakların yetersiz olduğu bölgelerde, halk geçimini temin etmek için göç etmekte ve nüfusları azalmaktadır. .

  5. #5
    Administrator exodos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    528

    Standart

    YERLEŞME ÇEŞİTLERİ
    A. KIRSAL YERLEŞME

    Türkiye’de, nüfusu 10.000'in altında olan yerleşmelere denmektedir. Kır yerleşmeleri, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin birlikte yapıldığı ya da ön plana çıktığı yerleşmelerdir. Kırsal yerleşmelerin bazılarında yerleşik hayat tarzı (köy gibi), bazılarında konar - göçerlik veya yaylacılık gibi yarı yerleşik tarz görülür.
    Kırsal kesimde yerleşmeler toplu ve dağınık olmak üzere ikiye ayrılır.
    Toplu Yerleşme: Evlerin birbirine yakın olduğu yerleşme biçimidir. Suyun az olduğu yerlerde ve arazinin düz olduğu ovalık alanlarda insanlar toplu olarak yerleşmişlerdir. Türkiye’de İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde su kaynakları az olduğu için toplu yerleşmeler fazladır.
    Dağınık Yerleşme: Suyun (yağışların) bol olduğu yerlerde, arızalı ve eğimli bölgelerde, evlerin birbirinden uzak olduğu bahçeler içerisinde insanlar dağınık olarak yerleşmişlerdir. Türkiye’de Karadeniz Bölgesi, dağınık yerleşmenin en yaygın olarak görüldüğü yerdir. Dağınık yerleşmede su fazlalığı ve yerşekillerinin engebeliliği etkilidir.
    Kırsal yerleşme çeşitleri

    a. Köy altı yerleşmeleri

    Çiftlik, mezra, kom, divan, oba, yayla gibi yerleşmelere denir. Bunlar köylerden küçüktür. Daha çok, hayvancılık amaçlı veya yazları serinlemek amacıyla kurulmuştur. Doğu Anadolu, G. Doğu Anadolu, Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde yaygındır.

    b. Köyler

    c. Bucak ve nahiyeler

    Kırsal meskenlerin yapımında kullanılan malzemeler doğal çevre ile yakından ilişkilidir.
    Çevrede taş malzemeler yaygınsa konutlarda taş kullanılır. Ormanlık yörelerde meskenlerde daha çok ahşap kullanılır. Taş ve ahşap malzemenin bulunmadığı yarı kurak bölgelerde, meskenlerde kerpiç malzeme kullanılır.

    • Taş meskenler: Köylerimizde çok rastlanan mesken tiplerinden biri olup, daha çok Akdeniz, Ege ve Doğu Anadolu bölgelerinde rastlanır.
    • Ahşap meskenler: Ahşap köy meskenlerinin en yoğun olduğu yerler ormanlık yörelerimizdir. Daha çok, Karadeniz, Akdeniz, Ege ve Güney Marmara’da yaygındır.
    • Kerpiç meskenler: Ülkemizde İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülür.

    B. KENTSEL YERLEŞME (ŞEHİRLER)

    Türkiye’de, nüfusu 10.000 den fazla olan yerleşmelere kentsel yerleşme denmektedir. 1935'e kadar nüfusun % 80'i köylerde otururken, kent nüfusu % 20'sini oluşturuyordu. 1997 yılında yapılan sayım sonuçlarına göre, ise nüfusun % 65'i kentlerde % 35'i kırsal kesimde toplanmıştır.
    Türkiye’de özellikle sanayinin gelişmesine paralel olarak göç olayı artmış ve yeni kentler ortaya çıkmış ya da kentlerde aşırı büyümeler meydana gelmiştir.
    Türkiye’de kentleşme hızı sanayileşme hızından daha yüksektir. Bu durum gecekondulaşma gibi bir çok problemi beraberinde getirmiştir. 1997 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre, kentleşme oranının en yüksek olduğu bölge Marmara’dır. Bu durum, bölgenin çok göç aldığını ve sanayileşmede ileri gittiğini gösterir. Marmara’yı, Ege, İç Anadolu, Akdeniz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgeleri takip eder. Kentleşme oranı en az Karadeniz Bölgesi’nde görülür. .

  6. #6
    Administrator exodos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    528

    Standart

    İÇ DIŞ GÖÇ VE KÜLTÜR

    Göçün tarihçesi, insanlık tarihi kadar eskidir. Göç, belki de, uzun süre insanlık için tek hayat tarzı olmuştur. Göç, coğrafya koşulları, ekonomik nedenler, toplumsal-siyasal gelişmeler ve savaşlar gibi etkenler dolayısıyla yüzyıllardır gerçekleşegelmiştir. İster sığınma, ister sürgün olsun, gönüllü ya da zorunlu her göç, her zaman bireyi olduğu kadar toplumu etkilemiştir; gelinen ülkeyi olduğu kadar geride bırakılan ülkeyi değiştirmiştir. Modern zamanların ürünü “ulus-devlet”in oluşumu ile, hudutların çizilmesi / yeniden çizilmesi göç hareketlerini hızlandırırken, aynı zamanda bu hareketlere görünür ve görünmez sınırlar getirmiştir. Küreselleşme ile ulusaşırılık gibi akımların da bir başka açıdan göçü kolaylaştırdığı ve arttırdığı gözlemlenmektedir.

    Ulaşım ve iletişim alanlarında son onyıllarda kaydedilen gelişmeler ile, dünyanın çeşitli yörelerinde başgösteren savaşlar ile toplumsal ve siyasal nitelikli oluşumlar, gerek bireysel gerekse kitle hareketlerine giderek hız kazandırmıştır. Geçici ya da temelli göç, bir yandan yaşama hakkı, özgürlük, güvenlik, sağlık, eğitim ve istihdam beklentisinde olan insanların ümit kapısı haline gelirken, öte yandan, kimileri için dram ve trajedi yaratmıştır. Göç, kendi sanatını, müziğini, edebiyatını ortaya çıkarmıştır. Çok değişik veçheleriyle göç, Türk ve Türkiye kültürleri için, üzerinde hassasiyetle durulması, derinlemesine incelenmesi gereken bir konu oluşturmaktadır.

    Bildiriler, aşağıdaki konuları işleyebilir ama bunlarla sınırlı değildir:

    - İç/dış/göç ile kültür ilişkisine kuramsal yaklaşımlar
    - Göç konusunda çekici ve itici etkenler
    - Göç ve bellek: Unutmak ve hatırlamak
    - Göç ve dil değişimleri / dile yansımalar
    - Göçün psikolojik boyutları
    - Sığınmacılık, mültecilık, göçmenlik, düzensiz göç, yasadışı göç, insan kaçakçılığı, insan ticareti, vs.
    - “Diyaspora” teriminin sadece Yahudileri kastedişinden günümüzdeki anlamına geçiş öyküsü
    - “Göçebe” kimliği
    - Nicel ve niteliksel göç çalışmaları
    - İç/dış/göçün ortaya çıkardığı sanat / edebiyat / sinema
    - Göç müziği/göçmen müziği: arabesk, re(m)betiko, türkçe rap, kanak
    - Göç Destanı ve göçü işleyen başka destanlar
    - Türk edebiyatında göç temalı yapıtlar
    - Sürgün ve edebiyat
    - 1960’lardan itibaren Türkiye’den Almanya’ya göçün ortaya çıkardığı edebiyat
    - 1960’lardan itibaren Türkiye’den Almanya’ya göçün ortaya çıkardığı Almanca yazan Türk yazarlar
    - 1960’lardan itibaren Türkiye’den Avrupa ülkelerine göçün ortaya çıkardığı edebiyat
    - ABD’de /Avrupa’da yazan Türkiye’den giden şair ve yazarlar
    - ABD’de / Avrupa’da yazan Osmanlı’dan ya da eski Osmanlı topraklarından giden şair ve yazarlar (Amin Malouf, William Saroyan, vs.)
    - ABD’de yazan Türk(i) şair ve yazarlar
    - Nazım Hikmet’in Rusya’ya göçü/Sabahattin Ali’nin gerçekleşemeyen göçü
    - Sinema ve göç
    - İç/dış/göç ve kentsel alan
    - Kırsal alandan kentsel alana göç
    - Göçmen grupları ve hemşehrilik
    - Göçün kentsel alana etkisi
    - Göç ve gecekondu
    - İstanbul’da Tarlabaşı, Zeytinburnu, vs. gibi göç alanları
    - Göç köyü olarak Polonezköy
    - Kırsal alandan kentsel alana göç
    - Güneşe göç: Kıyı kentlerinin çekim etkileri
    - Çingenelerde iç ve dış göç
    - Mevsimlik göç .

  7. #7
    Administrator exodos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    528

    Standart

    Beyin Göçü

    Beyin göçü, yetiştirilmesi için büyük kaynak gerektiren veya yetiştiği halde ilgisizlik ve imkansızlık sebebiyle istihdam edilemeyen bilim adamı, hekim, mühendis vb. gibi vasıflı insan gücünün daha gelişmiş bir ülkeye göç etmesi.
    Beyin göçünden bahsedilebilmesi için terk edilen ülke ile göç edilen ülke arasında gelişmişlik ve imkan açısından az da olsa bir fark bulunmalıdır. Beyin göçü temelde gelişmiş ülkelere yönelik bir kaynak aktarımı olarak değerlendirilebilir. Az gelişmiş ülkelerin bu yüzden uğradığı kayıp gelişmiş ülkelerden bu ülkelere gönderilen geçici uzman ve teknik personel yardımıyla kapatılamayacak kadar büyüktür. Gelişmiş ülkelerce gönderilen uzmanların vazife müddetinin sınırlı olmasına karşılık, gelişmiş ülkelere giden uzmanlar göç ettikleri ülkelere büyük çoğunlukla yerleşmektedirler. Gelişmiş ülkelere göç eden, hekim, mühendis, bilim adamı ve diğer uzmanların yetişmesi için harcanmış olan milli kaynaklar toplamı, göçü kabul eden gelişmiş ülkelerin, göç veren az gelişmiş ülkelerdeki kalkınma programları için yaptıkları yardımları çok aşmaktadır.

    "Yetişmiş insan gücü hareketi" olarak değerlendirilen beyin göçünün geçmişi çok eski devirlere dayanır. Çeşitli dini, siyasi, ilmi ve ideolojik sebeplere dayanan beyin göçü ilk ve ortaçağlarda mevcuttu. İkinci Dünya Savaşından önce çok sayıda bilim adamları Hitler'den kaçıp ABD'ye yerleştiler. Bu gelişmelerde Amerikanın gelişmesinde büyük ölçüde rol oynadı Amerika gibi emperyalist ülkeler böyle durumlardan hep faydalanmıştır.

    Günümüzde ise genellikle ekonomik, sosyal sebeplerle ve siyasi baskının fazla olduğu ülkelerden, diğer ülkelere doğru insan gücü akımı devam etmektedir. Ülkemizden de çeşitli Avrupa ülkelerine ve bilhassa ABD'ye beyin göçü sürmektedir. Gerek ülke imkanlarının sınırlı olması gerek kanuni düzenlemelerdeki karmaşıklıklar ve devlet yetkililerinin ilgisizliği, gerekse iç ve dış menfaat gruplarının baskıları sebebiyle yetişmiş insan gücüne sahip çıkılamamaktadır. Bilim ve teknoloji sahasında ilerlemiş ülkeler ise bu yetişmiş insan gücüne her türlü imkanı hazırlayarak ülke menfaatlerine göre istihdam etmektedirler. Gelişmiş ülkelerin geliştirdiği ve uyguladığı projelerdeki Türk bilim adamı, hekim, mühendis gibi yetişmiş elemanın bulunması Türkiye'den olan beyin göçünün durumunu göstermektedir.

    Türkiye Cumhuriyeti devleti ve yetkilileri gerekli kanuni düzenlemeleri yapıp, bilim ve teknolojinin gelişmesini teşvik edici ve özendirici tedbirler alırlarsa ve gerekli maddi imkanlar hazırlarlarsa beyin göçü önlenecek, yetişmiş elemanlar, milli menfaatler doğrultusunda kullanılacak ve ülkemizin kalkınmasında büyük mesafeler kat edilecektir. Türkiyede beyin göçü yüzünden her yıl onlarca başarılı gencimiz yurt dışına okumak için gidip oraya yerleşmektedir.

    Beyin göçü iyi eğitim görmüş, kalifiye, nitelikli, seçkin, uzman ve yetenekli işgücünün yetiştiği az gelişmiş/ gelişmekte olan bir ülkeden gelişmiş bir ülkeye en verimli olduğu dönemde çalışmak/araştırma yapmak için akışı/göçü olarak tanımlanabilir. Kıt ve sınırlı kaynakları ile yetiştirdiği değerli beyinleri kaybeden az gelişmiş/gelişmekte olan ülkelerin beyin göçü nedeni ile gelişmeleri daha da yavaşlarken, gelişmiş ülkelerin yetişmiş beyinlere daha yüksek ücret ve daha iyi olanaklar sağlaması ile gelişmeleri daha da hızlanmaktadır. Beyin göçü ülkeler arasındaki gelişmişlik farkının daha da artmasına neden olmaktadır.

    Beyin göçü 1960’lı yıllarda başlamış olup, önce doktorlar, mühendisler ve sonra bilim adamları arasında yaygınlaşmıştır. Beyin göçü iç ve dış beyin göçü olarak ikiye ayrılabilir. Ülke içindeki beyin göçüne iç ve ülke dışına olan beyin göçüne ise dış beyin göçü adı verilir. Ülkemizde iç beyin göçü çoğunlukla devlet sektöründen özel sektöre olmaktadır. Örneğin Devlet Üniversitelerinden Vakıf Üniversitelerine Öğretim Üyesi erozyonu veya devlet dairelerinden yetişen elemanların özel sektöre geçişi iç beyin göçü olarak adlandırılabilir. İç beyin göçünün ülke açısından pek fazla zararı yoktur. Dış beyin göçü ise iyi yetişmiş yetenekli işgücünün gelişmiş ülkelere akışı şeklinde algılanabilir ve ülkeye zararı çok büyüktür.

    Türkiye beyin göçü en fazla olan 34 ülke içinde 24. sırada yer almakta olup, maalesef iyi eğitim gören yüz kişiden 59’unu elinden kaybetmektedir. Beyin göçü Dünyada’ da önemli bir sorundur. Beyin göçünün fazla verildiği ülkeler arasında Hindistan, Pakistan, Birleşik Devletler Topluluğu, Çin, Filipinler, Cezayir, Fas, Tunus, İran, Mısır, Nijerya, Türki Cumhuriyetler vs. de vardır. Önemli ölçüde beyin göçü alan ülkeler arasında ABD, Kanada, Avustralya, G. Afrika, Almanya, Fransa vs gibi ülkeler vardır.

    Gelişmiş ülkeler arasında bile beyin göçü söz konusudur. Örneğin Kanada ve İngiltere’den ABD’ye beyin göçü söz konusudur. Kanadalılar daha iyi iş olanakları, yüksek ücret ve daha düşük vergi nedeniyle ABD’de çalışmayı tercih etmektedirler. Kanada’dan dışarıya olan beyin göçü kadar da Kanada kendisi dışarıdan beyin göçü aldığından gidenler ve gelenler birbirini dengelemektedir. Çoğunlukla gelenler daha fazla olmaktadır. Türkiye, Hitler döneminde Yahudi bilim adamlarına kucak açmış ve son on yıldır özellikle Sovyetler Birliğinin dağılması ile birlikte Türki Cumhuriyetlerden bir miktar beyin göçü alsa da bunu iyi değerlendirdiğini söylemek doğru olamayacaktır. .

  8. #8
    Administrator exodos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    528

    Standart

    BEYİN GÖÇÜNÜN NEDENLERİ

    Beyin göçünün nedenleri 6 grupta toplanabilir:

    1) Ekonomik Nedenler

    • Düşük ücret politikası varlığı,
    • Vergi oranlarının yüksek olması,
    • Ekonomik istikrarsızlık varlığı,
    • Gelecek endişesi olması.

    2) Politik/Siyasal Nedenler

    • Etnik köken farklılığı/ayrılığı oluşumu,
    • Siyasal istikrarsızlık oluşumu,
    • Siyasetin/Kayırmacılığın iş hayatına girip, onu kontrol etmesi.

    3) Bilim ve Teknoloji Politikalarındaki Yanlışlıklar

    • Ar-Ge’ye önem vermeme,
    • Bilim ve teknolojiye değer vermeme,
    • Fikir üretiminin ve buluşun para etmemesi ve desteklenmemesi,
    • Ar-Ge alt yapı ve teşvik eksikliği,
    • Ar-Ge yatırım yardımı ve vergi indirimi azlığı,

    4) Eğitim Sistemindeki Çarpıklıklar

    • Kişi başına (142 $) en az eğitim harcaması yapan 5. ülke olmamız,
    • Eğitim harcamasında 109 ülke içinde 105. sırada yer almamız,
    • Ulusal gelirden yüksek eğitime ayrılan pay Dünya ortalaması %5.2 iken bizde %2.2 olması,
    • Kalıcı milli eğitim politikası yokluğu,
    • Plansız, programsız ve ucuz eğitim,
    • Eğitimde fırsat eşitsizliği oluşu.

    5) İşsizlik

    • Üniversite mezunlarının %70’inin meslekleriyle ilgisiz işlerde çalışması,
    • En fazla işsizliğin Üniversite mezunları arasında olması,
    • İş bulamama,
    • Üniversite mezunlarının arayış içinde olması,
    • Basın/Yayının aşırı özendirmesi.

    6) Yabancı Dilde Eğitim ve Teknolojideki Gelişmeler

    • Yabancı dilde eğitim beyin göçünde katalizör görevi görmesi,
    • Yabancı dilde eğitim batıya bedavaya (hibe) insan kaynağı üretmeye yardımcı olması,
    • İletişim olanaklarının (bilgisayar, internet, fax, cep telefonu vs) sağladığı kolaylıklar. .

  9. #9
    Administrator exodos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    528

    Standart

    TÜRKİYE’DEN BEYİN GÖÇÜNÜN NEDENLERİ

    YÖK’ün hazırladığı bir rapora göre 24 bini Almanya’da, 15 bini ABD’de olmak üzere 50 binden fazla Türk genci yurt dışında eğitim görmektedir. Dünya Bankasına göre yurt dışında yüksek öğretim gören öğrencilerimizin yurt içindekilere göre oranı %3.2’ler civarındadır. Yurt dışında önce eğitim ve sonra iş arayan gençlerimizin bir kısmı da Üniversitelere giremediğinden yurt dışına okumayı tercih etmektedir. Türkiye yurt dışına en çok öğrenci gönderen/okutan ülkeler arasında 11. sırada yer almaktadır. Türk öğrenciler Almanya, ABD, İngiltere, Kanada, Belçika, Avustralya, Fransa ve G. Afrika’ya gitmekte ve büyük çoğunluğu lisans veya lisans üstü (Y. Lisans ve/veya Doktora) eğitimlerinden sonra ülkeye geri dönmemektedir. Türkiye ABD’de en fazla öğrencisi bulunan 9. ülkedir. TÜSİAD’a göre Türk öğrencilerin ABD ekonomisine yılda 824 milyon dolar katkı sağlamaktadır. Öğrencilerimizin ileri ülkelerde yüksek öğretim görmeleri tabii ki yararlıdır. Ancak eğitim kalitesi düşük ülkelere öğrenci gönderilmemesinde de yarar vardır. Yurt dışında eğitim gören ve yurda dönen yetişmiş beyinlerin de ülkemizde iyi değerlendirilmesi ve iyi olanaklar sunulması gerekmektedir.
    Ülkemizde bilim, teknoloji ve Ar-Ge’ye verilen önemin yetersizliği DİE verilerine göre şöyledir. On bin kişiye düşen Ar-Ge personeli sayısı ülkemizde 1990 yılında binde 6.7 iken 2000 yılında ancak binde 10.5’e çıkabilmiştir. Bu oran Rusya’da binde 153, Japonya’da binde 136, Almanya’da binde 116 ve AB topluluğunda binde 95’dir. Ar-Ge harcamalarının GSYIH içindeki payı 1990 yılında binde 3.2 iken 2000 yılında ancak binde 6.3’e çıkabilmiştir. Bu oran Japonya’da yüzde 3.04, ABD’de yüzde 2.64, Almanya’da yüzde 2.46 ve AB ülkelerinde yüzde 1.85’tir. Fen Bilimleri atıf endeksinde taranan dergiler içinde yer alan Türkiye adresli 6074 bilimsel yayın ile 2000 yılında 25. sırada yer alabilmekteyiz. Ülkemizde buluş ve patent için başvuru sayısı 2000 yılında ancak 3442 olmuştur. Bu rakam gelişmiş ülkelerdeki birkaç günlük başvuruya eşittir.
    İnternet’ten 1135 kişi (katılımcıların %75'inin 18-29 yaş grubunda) üzerinden TRT tarafından yapılan "Beyin Göçü" konulu anketin sonuçlarına göre; katılımcıların %72'sinin kariyer hayallerini gerçekleştirmek için şansını yurt dışında aramayı düşündüğünü yansıtmıştır. Aynı kitle, %98 gibi yüksek bir oranla, siyaset ve iş çevrelerinin beyin göçü konusuna yeterli duyarlılığı göstermediğini belirtmiş. Anket katılımcılarının demografik özelliklerini incelediğimizde, katılımcıların genç yaşta olduğunu görülmektedir. Türkiye'nin günümüzdeki ekonomik koşulları ve istihdam şartları göz önünde bulundurulduğunda, iş hayatına yeni adım atmış veya atmakta olan bu kitlenin de motivasyonunun kaynağını görmek hiç de zor değildir. Teknolojik gelişmeler ve globalleşme sonucu, yurt dışına gitme kararını vermek gençler için artık eskisi kadar zor da değildir. Globalleşme, nesiller arasında zaten var olan farklılıkları daha da belirginleştirmiş ve kaynaklarda "Y-nesli" olarak tanımlanan yeni neslin özelliklerini ortaya çıkarmıştır Y-nesli, bilgisayarlı, internetli bir dünyada yetişmiş bir nesildir. Ödev yapmak için kütüphaneye gitmiyor, istedikleri bütün bilgilere internet aracılığıyla ulaşabiliyor ve böylece dünyayı, farklı kültürleri tanıyorlar. Gündüz Türkiye'deki arkadaşlarıyla birlikte vakit geçirirken, akşam dünyanın dört bir yanından insanlarla 'chat' yapabiliyorlar. Hayatlarındaki her şeyin çok çabuk değişmesine alışıklar - 'adaptasyon' yetkinlikleri çok güçlü. Genç neslin bu özelliklerine Türkiye'nin günümüzdeki istihdam koşulları da eklenince, anketimizde "beyin göçü" olarak tanımladığımız yurt dışına yerleşme kararını almaları kolaylaşabiliyor.
    Anket sonuçlarında görünen sevindirici bir nokta, "Yurt dışında olsun da, ne iş olsa yaparım" ifadesini kullanan anket katılımcılarının oranının yalnızca %7.8 olması. Anket katılımcıların %55 oranındaki bölümü ise, ancak "istediğim koşullarda bir iş bulursam" yurt dışı alternatifini değerlendireceğini belirtmiş. Bu da hem ülke olarak, hem de kurumsal olarak alınacak bir takım önlemlerle genç beyinleri göçten vazgeçirebileceğimizin olumlu bir sinyalidir. Yurt dışına kariyer yapmak için gidişte en çok tercih edilen ülkeler ABD (%38) ve Kanada’dır (%20). Gençlerin %44’ü, 2-3 yıl içinde istihdam şartlarının düzeleceğini beklemelerine karşın, %32’lik kesim ise istihdam olanaklarının hiçbir zaman düzelmeyeceği düşüncesinde karamsardır.

    Beyin göçünü durdurmak için %29’luk kesim zihniyetin değişmesini, %17.4’lük kesim yerli/yabancı yatırımların sağlanmasını, %17.3’lük kesim ekonominin düzelmesini, %12’lik kesim istihdam yaratılmasını ve %9’luk kesim girişimciliğin desteklenmesini istemektedir. Gençlere göre Türkiye’nin gelecekte karşısına çıkacak en önemli sorun %38 siyasi istikrarsızlık ve %31 ile beyin göçü ve istihdam ve %24 ile ekonomik krizlerdir.
    Yurt dışına nitelikli beyin göçünde çoğunlukla eğitim/kariyer amaçlı (Master ve Doktora) gidenlerde geri dönüşü yarıdan az olmamakta. Bunlarında yaş aralığı 17-35 arasında yoğunlaşmaktadır. En fazla kalma oranı Fen Bilimlerinden Mühendislik (bilgisayar, uçak, elektrik-elektronik, haberleşme, makine, kimya, endüstri, maden, metalürji, bioteknoloji gibi dallarda), Sağlık Bilimlerinden Tıpta ve daha az oranda Sosyal Bilimlerde olmaktadır. Fen Bilimlerinde Master ve Doktora çalışmasını tamamlayanlar çok rahat araştırma merkezleri ve teknoparklarda yüksek ücretle çalışma imkanı bulabilmektedirler. Tıp ve Sosyal Bilimlerde çoğunlukla Üniversitelerde öğretim elemanı ve doktora sonrası araştırmacı olarak kalıyorlar. Gelişmiş ülkeler bu genç beyinlerin en verimli çağlarını kullanmaktadırlar. Yurt dışında kalanların önemli bir kısmı da Resmi Burslu okuyanlardan oluşmaktadır. Son yıllarda TÜBİTAK tarafından resmi burslu gönderilen 26 kişinin dönmediği bildirilmiştir. .

  10. #10
    Administrator exodos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    528

    Standart

    Ülkemizden yurtdışına giden her iyi eğitilmiş yurttaşımız "Beyin Göçü" nedeniyle kesinlikle ülkemizin çok büyük bir değer kaybına neden olmaktadır. Her iktidar değil, her bakan değiştikçe veya partilerin yerel yönetimlerinin baskısı ile çok sık olarak bürokraside çalışan memurlar, görevliler değiştikçe zaten çok hantal dönen devlet çarkı baş döndürücü hızla giden çağın hızına ayak uyduramazlar. Böyle kötü bir çark içinde en yetenekli, dünya çapında değerleri olan üst düzeydeki insanlarımız bir şey yapamazlar ve bu kötü çark o değerli insanlarımızı öğütmeyerek yok etmeye çalışır. Bu çark içinde kalıp yok olmamak için kendilerini değerlendirebilecek ülkelere giden insanlarımıza hangi hakla ve düşünceyle kötü gözle bakabiliriz? Bu sebeplerle dışarı giden insanlarımızın tümünün ülkelerini sevmediklerini söyleyemeyiz. Şartlar onları dışarı itmektedir. Yurt dışına, ülkesindeki kötü koşullar nedeniyle çok büyük zararlar gören ve yurt dışına kırgın olarak giden beyinlerimiz bu gruba girmektedir. Bu beyinlerin sanki ülkelerine dönmemesi ve gelişmiş ülkelere hizmet etmesi için çok büyük gizli çabalar sarf edilmektedir. Zira bu beyinlerin bazılarının ülkelerine dönmeleri halinde başlarına gelmeyecek felaket kalmayacaktır. Sanki içimizdeki gizli bir düşman güç, kıt kaynaklarla yetiştirdiğimiz ve büyük bedel ödediğimiz bir beynin ülkesine dönmemesi için tüm ortamları hazırlamıştır. Artık bu gruptaki beyinler gittikleri ülkeye hiçbir bedel ve transfer ücreti ödemeden hizmet vermeğe başlayacaklardır. Bu beyinler, gelişmiş ülkelere gelişmekte olan ülkelerin yaptığı karşılıksız bir bağış/hibedir. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerden gittikleri zengin ülkelere hibe edilen bu beyinlerin, gittikleri gelişmiş ülkelerde kendilerine verilen değerlerle akıllarından ve hayallerinden dahi geçiremeyecekleri çalışma ortamları ve olanakları gördükçe bunların ülkelerine katkıları kalmayacak ve bu gruptaki insanların, beyinlerin yurtdışına gitmesi tam bir beyin göçü ve kaybıdır.
    Ülkelerine geri döndüklerinde çok büyük hizmet yapabilmek amaç ve hayaliyle yurt dışına gidip daha sonra elde ettikleri eğitim -deneyimlerle ve büyük heves/heyecanla ülkelerine dönen, ancak gönüllerince ülkelerine hizmet edemeyeceklerini anlayarak çok büyük hayal kırıklığına uğrayanlar kısmen ülkemize bir beyin gücü katkısı yaparlarken tekrar yurtdışına gittiklerinde artık bir daha bunlardan yararlanma olanağı kalmamaktadır. Bu gruptakilerin yurtdışına gitmeyip ülkelerinde kalmaları halinde bile artık göç etmişlerden farkı kalmamakta, tamamen küstürülmekte ve pasifize edilmektedirler.
    Yurtdışına giden iyi eğitilmiş yurttaşlarımız her ne kadar gittikleri ülkeye hizmet etseler dahi oralarda elde edecekleri deneyimlerle ve ilave eğitimlerle ülkemizin gelişimine çok büyük katkıda bulunacak şekilde "Beyin Gücümüzü" artıracaklar ve ülkemizde bulundukları ortamdan daha da fazla bir şekilde beyin gücümüzün artmasına katkıda bulunacaklardır. Bu gruptaki beyinlerimiz aslında ülkemiz için bir beyin göçü/kaybı değil belki de bizim onlara hiçbir zaman ülkemizde kalmaları halinde sağlayamayacağımız olanaklarla daha da güçlenmiş olarak ülkelerine dönen, dönmeseler bile dışarıdan her zaman ve her yolla ülkelerine katkıda bulunabilen birer beyin gücümüz olacaktır. Bu gruptakilerin her zaman ülkelerine katkıları artan bir şekilde devam edecektir. Bu gruptaki beyinlerimize kısmen devlet (araştırma kurumları/ hastaneleri vs), daha çok oranda kamuoyu sahip çıktığından onların gücünden kısmen yararlanılabilmektedir. Ancak ülkemizin kalıcı eğitim, bilim, teknoloji , araştırma&geliştirme politikalarının olmayışı ve bu alanlarda kurumsallaşamama bu beyin gücümüzden yararlanmamızı engellemekte/ kısıtlamaktadır. Bu kişiler genellikle sadece yazın birkaç hafta/ay ülkemize bazı Üniversitelere gelip seminer/konferans vermekte veya birkaç Türk öğrenciye kendi kurumlarında araştırma olanağı/bursu sağlayabilmektedirler. Bir kısmı da yurt dışında lobi faaliyetlerinde bulunabilmektedir
    Yetişmiş insan açığı çeken ülkemizde beyin göçüyle bu açık daha da artmaktadır. Ülkemizin kıt ve sınırlı kaynakları ile yetiştirdiği değerli beyinlerin kaybı, ülkemizin gelişmesini daha da yavaşlatmaktadır. Ayrıca gelişmiş ülkelerin yetişmiş beyinlere daha yüksek ücret ve daha iyi olanaklar sağlaması ile gelişmeleri daha da hızlanmaktadır. Beyin göçü ülkeler arasındaki gelişmişlik farkının daha da artmasına neden olmaktadır. Bu açığı kapatmanın yolu sadece beyin göçünü tersine çevirmek ile mümkün olabilecektir. Ayrıca Türkiye Birleşik Devletler Topluluğu (BDT), Türki Cumhuriyetler ve İslam Ülkelerinden de beyin göçü alma yollarını aramalıdır. .

+ Konuyu Cevapla

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 07-09-2011, 23:31
  2. Türkiye'de Sanayi ve Türk Sanayisinin Gelişimi
    Konuyu Açan: exodos, Forum: Coğrafya.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 07-09-2011, 23:28
  3. Türkiye'de Buzullar ve Oluşturduğu Yer Şekilleri
    Konuyu Açan: exodos, Forum: Coğrafya.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 07-09-2011, 01:19
  4. Göçlerin Nedenleri ve Çeşitleri
    Konuyu Açan: exodos, Forum: Coğrafya.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 07-09-2011, 01:10

Bu Konu İçin Etiketler

Bu Konuyu Paylaşın !

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok.
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
Logo Bayi Eta Ana Bayi
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462